Kayseri’de çocuklar bir mahalle meydaninda ellerindeki antika paralarla bilye oynarlar .Oradan geçen Yahudi, çocuklarin oynadiklari paranin antika oldugunu anlayinca bunlari çocuklardan satin almak ister, çocuklara teklifini yapar. -Oynadiginiz paralari bana verin, size bir avuç para vereyim. Çocuklar kayitsizca Yahudi’ye bakarlar, içlerinden birisi: -Amca bunlarin parayla satilmasina ne gerek var. Eger çok begendinse, beni sirtina al, esek gibi anirarak su karsidaki agaca kadar götür, ben bunlari sana bedava vereyim. Yahudi çocugu sirtina alir, anirmaya baslar ve agacin dibine kadar götürür. Çocugu yere indiren Yahudi, parayi beklerken çocuk kaçar, arayi biraz açtiktan sonra karsisina durup gülmeye baslar. Yahudi neye ugradigini sasirmistir. Parayi alamayacagini anladigi için de yapacagi bir sey yoktur. Yalniz, niçin birakip kaçtigini merak eder ve sorar. -Sirtinda tasittin kendini, parayi da vermedin. Üstelik anir dedin, onu da yaptim. Peki niçin kaçiyorsun, parami niçin vermiyorsun? Çocugun kurnazca cevabini verir: -Bire ahmak adam, sen esek olarak bu paranin degerini biliyorsun da ben Kayserili olarak bilmez miyim!