Theme by: KDK
Üye Adı

Şifre


Ana Menü
Anasayfa
S.S.S
Linkler
Haber Kategorileri
İletişim
Ziyaretçi Defteri
Resimler
Arama Yap
Hakkımızda
Site Haritası
Sponsorlar
Üye Durumu
Çevrimiçi Ziyaretçiler: 1
Çevrimiçi Üye Yok

Kayıtlı Üyeler: 28
Son Üyemiz: Sakaryam_54
Sayac
Online Misafirler: 1
Online Üyeler:
Aktif üye yok


Kayitli Üyeler: 28
En yeni Üyemiz: Sakaryam_54

Bügünki Ziyaretcilerimiz: 48
Online Ziyaretciler: 1
Ayni anda en fazla Ziyaretci sayisi: 12
Bir Gün icinde en fazla Üye: 1305
Dün icin Ziyaretci Sayisi: 104
Bu ay Ziyaretciler sayisi: 445
Toplam Ziyaretciler: 59719

Son 24 Saat: 
























TÜRKÜLERIMIZ VE HIKAYELERI
Haberler
Kesik Çayır Biçilir Mi? - Konya yöresi
--------------------------------------------------------------------------------

İnce çayır biçilir mi
Sular ayaz içilir mi
Bana yardan vaz geç derler
Yâr tat'lolur geçilir mi"


"Aman ben yandım, paşam ben yandım,
Ellerin köyünde vuruldum kaldım.
Meram bağları, Meram çayırları tanıktır, böylesi yiğit her anaya kısmet olmaz. İnadına mertti, inadına yiğit, inadına yağızdı.

Konya'nın valisi o yıl Meram'da otururdu hep. Meram o zamanlar da en saygıdeğer yeriydi şehrin, Mevlevi dedeleri Meram'daydı, çelebiler hepten Meram'daydı. Ve Vali paşanın yâveri, genç yâveri Meram'dan çok az inerdi Konya'ya. Bütün oralar bu genç adamı, o da bütün oraları tanırdı, iyi tanırdı.

Yâver, fesini sola doğru devirdi. Güz demiydi. Serindi ama o yanıyordu. Korkmuyordu. Oysa Kocamış bir gece yollara düşmüştü "Dutlu"dan Meram'a doğru, akşam namazından sonra. Korkmuyordu.

"Sırtıma sepken yağıyor."
"Yanuben yorgun gelirim."

demiş elin oğlu zamanında. Yâver işte bu hâl idi. Konya severdi bu delikanlıyı; O da Konya'yı. Ama Konya'dan daha çok sevdiği bir şey bir kişi, bir hatun kişi vardı. Meram'a ilk zamanlar sık gelirdi. Aslı Konya'lı değildi.

Sevdiceği bir Mevlevî çelebisinin kızıydı. Düşünün, Allah etmesin dile düşerlerse ötesi yoktu bu işin. Allah etmesin dile düşerlerse, Musalla mezarlığında selviler hüzzam makamından bir şarkıyla başlayıverirlerdi. Allah etmesin, gençti. Konya'nın delikanlısı zaten pek hayır okumuyordu adının üstüne. Allah etmesin. Ama yine de kotkmuyordu işte.


Sevdiceği bir Mevlevî çelebisinin kızıydı. Gelirken- giderken bir şeyler olmuştu. Bir şeyler olmuştu çünkü. Loraslarından kalkan ebabil kuşları, kanatlarında "Günaydınlar" getirdilerdi bir gün. Ebabil kuşlarının gözleri kahverengiydi, sol ellerinin üstünde bir "Ben" vardı ebabil kuşlarının.

Bu gece onunla buluşacaktı. İlk buluşmaları değildi bu şüphesiz. Ama Meram'ın o ördekbaşı ve şili çayırları o "incecik" çayırları tanık olsun ki en mutlusuna gidiyordu buluşmalarının.

Yâver fesini sol yana devirdi ve bıyıklarını burdu. Eli-ayağı yanıyor gibiydi. Kerpiç duvarı aşmıya çalıştı. Ceketi tozlandı, aldırmadı, hemen şöyle silkiverdi eliyle, ince çayırlar ayağına dolaştılar aldırmadı.

Çelebi kızı, Zerdalinin altına vardı. Gözleri apaydınlıktı, kahverengiydi.
Yâver yanına gelince, oturuverirdi çayırların üstüne. Yâver o cesaretsiz elleriyle çelebi kızın elini tutacak oldu, edemedi. Oturdu.

Konya pul pul dirildi gözbebeklerine. Yalnız Konya değil dünyalar onundu. Anasını hatırladı, bir zaman sonra, memleketini hatırladı, sonra kalkıp gitmek istedi, niye istedi bilmem, gidemedi.Oturdu.

Derken efendim sekiz iklimden ipil ipil bir batı rüzgarının seranadı başladı. Kız konuşuyordu. Çelebi kızı. Derken efendim, Dere tarafından bir bülbülü vurdular, ne hacetti, kız konuşuyordu, yâver öldü öldü dirildi.

Konuştular. Kızın elleri yâverin ellerinde serindi. Uzun uzun konuştular. Aşktı bu dost. Sevgiydi. Ne Konya vardı önlerinde, ne zerdali ağaçları, Ne Meram, ne paşa, ne çayırlar ve ne de sekiz taraflarından sekiz kara binayla onları gözetleyen sekiz Konya uşağı.

Derken efendim, yâver "Haydi hoşçakalasız" diyecekti, diyemedi. Derken efendim sekiz karabina sekiz kurşun kuştu yâverin suratına. Derken efendim, yâver "gidem" dedi, gidemedi. Önce sallandı sağ ayağının üzerinde üç kez. Sonra sag yanına devrildi. Kıpırdayamadı bile. Sekiz Konya delikanlısı için sanki bir şey olmamıştı. Dere yöresine doğru "Konyalı" yı çağıraraktan yürüdüler.

Sabah yakındı. Çelebi kızı ölü sevgilinin üstüne eğildi. Öylece kaldı.
Gün ışığında ölü yâveri ve çelebi kızını "incecik" çayırların üstünde buldular.

Paşa, vali paşa, yâverin anasına yanık künyesini gönderdi yarıntesi günü.





Alooooooo bizi cigniyorsunuz
HaberlerALOOO ! BİZİ ÇİĞNİYORSUNUZ !



Evimizi su basmış. Biz alt kattakiler boğulma tehlikesi ile karşı karşıya kalmışız. Çığlık çığlığa sesleniyoruz yukarı kattakilere. Duyuyorlar aslında, fakat duymazlıktan geliyorlar. Arada bir avutucu sözler, bazen de suları boşaltmamız için kovalar, kurunmamız için havlular atıyorlar bize. ( Şükür ki, o kadarını bari yapıyorlar !)

Bir kavgaya tutuşmuşlar. Fena halde tepiniyorlar üstümüzde. Onların tepinmesinden, evimizin başıımıza yıkılmasından mı korkalım, yoksa sel sularının boyumuzu aşıp, bizi boğmasından mı ?

Alooooooo! Biz boğuluyoruz !

’Şu aramızdaki meseleyi halledelim ; sizinle de ilgileniriz !’ diyorlar !

Alt katında yangın çıkan bir yerin, direk çatısına mı su sıkılmalı ? Her iki yere birden, diyebilirsiniz belki ama, sadece çatıya su sıkılırsa, alt kattakiler yanmaz mı ? Üst kattakiler daha mı önemli, ondan mı yapılmakta olan bu torpil ?

Alooooo ! Biz yanıyoruz !

Global bir krize maruz kalmış ülke. İhracat, büyüme, millî gelir , hepsi eksiye düşmüş, azalmış. İş yerleri birer birer kapanıyor. İşsizlik tarihî rekor kırmış. İnsanlar borçlarını ödeyemez, geçimlerini sağlayamaz, karınlarını doyuramaz olmuş. Bunalımlar, intiharlar, kötü yola düşenler çoğalmış. Hapishanelerde tutuklu ve mahkûmlar, üst üste yatmaya başlamış.

Ermenistan parlamentosu ve Anayasa mahkemesi ; Türkiye’nin on iki ilini de kapsayan bir haritayı onaylamış !

Kürtler ; en azından federatif özerklik verilmedikçe, savaşı bırakmayacaklarını ilân ediyorlar.

’Olaysız ’ denilen Newruz kutlamalarında ’ İŞGALCİ T.C. KÜRDİSTAN’DAN DEFOL !’ diye pankart açılıyor ! İmralı mahkûmunun , orada ölebileceğini ima ederek ; ’ ÖCALAN’SIZ DÜNYAYI BAŞINIZA YIKARIZ !’ deyip, ileride başımıza açılması muhtemel belâyı, şimdiden ilân ediyorlar !

Aloooooo ! Bölünmek isteniyoruz !

Maaşallah ! Sizler de pek umursamış görünüyorsunuz tüm bunları !

Tüm saydığımız sorunlara, vatandaş olarak sizlerden çözüm beklerken ; sizler birbirinize düşmüş, tepişip duruyorsunuz.

Aloooooo ! Bizi çiğniyorsunuz !

Darbe Anayasası’nın kalkmasını hepimiz isteriz. Yeni darbelerin yapılmasının önlenmesini isteriz. Darbecilerin yargılanmasını isteriz. Ülke yararına reformların yapılmasını, elbette isteriz.

Fakat, halkın geçimine çare bulunmadan, hiç biri hiç bir işe yaramaz bunların.

Halk önce sizden uzlaşı bekliyor. Sonra işsizliğe, geçim derdine çare bekliyor. Sonra ülkede barış ve güvenliğin sağlanması gerekiyor. Sonra da elbette ki yeni yasalar, reformlar, referandumlar, seçimler..Bunların hepsi ülkemizin ihtiyaçları .

Hiç bir inşaatın yapımı da tadilatı da en tepeden başlatılamaz.

Sonuçta ne mi olur ? En kötü senaryo hangisi mi ?

Irak örneği gözümüzün önünde değil mi ? Belki bizde bir iki değişiklik yapmaları gerekebilir. Irak’ın kuzeyinde olan, bizim Güneydoğu’muzda yapılır. Irak’taki mezhep çatışmalarının yerine bizde Lâik - Antilâik çatışmaları falan çıkabilir. Tabii bunlar en kötü senaryo. Gerçekleşmesi hiç de kolay değil. Fakat ABD, son yıllarda bu tür senaryoları birer birer sahneliyor Dünya’da.

Siz , Bizans’ın son günlerinde, üst kattakilerin, meleklerin cinsiyetini tartışmakta olduklarını duymuşmuydunuz ?

Fikret TEZAL


nasrettin hoca ve cehennem
HaberlerNASRETTİN HOCA birgün ölmüş öbür dünyaya gitmiş MELEK NASRETTİN HOCA'ya sorar:

_CENNET'emi gitmek istersin yoksa CEHENNEM'emi gitmek istersin.Hangisine gitmek istersin?
HOCA bir bakmış CENNET'te herkes tespih çekiyormuş ama CEHENNEM'de herkez müzik açmış oynuyormuş.NASRETTİN HOCA MELEGE cevabın verir:

_CENNET'te benim canım sıkılır CEHENNEM'de ise canım sıkıldıkça oynarım.Demiş.Ve cehennemi tercih etmiş.Tam cehennemin kapısından girmışki:ŞEYTAN(Eylenme bitti herkes kazanlaraaaaaaaaaaaaaaaaaaaaa.

birazda fikra
Haberler
Bir devrin tüm as ve klas futbolculari cennette bulusmus. Cennetin bas melegi de futbol meraklisiymis. Seytani cagirtmis:
-"Cennetle cehennem arasinda bir mac düzenleyelim ne dersin?"
-"Bosuna oynamayalim, biz kazaniriz", demis seytan.
-"Olur mu en iyi futbolcular bizde, ne kadar da kötü futbolcu varsa sizde..."Seytan seytanca gülümsemis:-"Ama bütün hakemler de bizde..."
birazda masal okuyalim
HaberlerAslan İle Fare Yorum Ekle
Yoksul fare koca ormanda hep korku içinde yaşarmış. Tilkiden korkar, kurttan ödü kopar, en çok da yaban kedisini görünce dehşete düşermiş. Bırakın bu yabani hayvanları, çevresinde bir dal çıtırdasa yüreği ağzına gelir, korkudan bayılacak gibi olurmuş.

Fare artık bu korkuya dayanamayacağını anlayınca ormanın kralı aslana gitmiş:

"Haşmetmeap" demiş, sizden haddim olmayarak küçük bir ricam olacak. Şu ormandaki bütün hayvanlararasında en zavallısı benim. N ekadar kötü bir kaderim var! bütün ömrüm titremekle geçiyor. Bir yaprak düşse dizlerimin bağı çözülüyor. Bu korkuya artık dayanabilmem imkansız.

Sen bu koca ormanın kralısın. Senin kükremen bile hrekesi dehşete düşürmeye yetiyor. Beni koruman altına alabilirsin. Bu kadar geniş mağarada yaşıyorsun. Beni de buraya kabul et lütfen. Sana hiç bir rakatsızlık vermem. Ayaklarının altında dolaşmam, sesimi bile çıkarmam. Bir köşede otururum. Varlığımla yokluğumu anlamazsın bile."

Aslan tüm bu anlatılanları sesini çıkarmadan dinliyormuş. Farecik aslanın bu tumunu kendisi için olumlu görmüş. Ormanların kralı ricasını kabul edecek sanmış. Biraz daha ısrar ederse bu iş olacak diye düşünmüş:

"Ben sizin bu iyiliğinize layık olamadığımı biliyorum, ama kim bilir, ne kadar işe yaramaz gibi görünsem de, belki bir gün bir işinize yararım. Size olan borcumu ödeyebileceğim bir fırsat çıkar bir gün."

Aslan çok sinirlenmiş. Öfkeden gözleri çakmak çakmak olmuş:
"Bak sen terbiyesize!" diye kükremiş. "Sen kendini ne sanıyorsun. Ben gibi koca bir kral senin gibi bir bücüre mi muhtaç olacak! Senin gibi bir böcek hayatta bana ne fayda getirir! Defol başımdan. Seni bir pençe darbesiyle duvara yapıştırmadığım için de hayatın boyunca bana dua et!"

Farecik öyle korkmuş ki, o korkuyla bütün ormanı bir nefeste koşup başka bölgelere taşınmış. Bir deliğe girip oradan uzun bir süre çıkmamış.

Aslan ise bir süre daha farenin kendini bilmezliğine sinirlenmiş, sağa sola sataşmış. Ama nihayet sakinleşmiş. Karnının acıktığını hissedip ava çıkmış. Fakat yolunun üzerinde üstü örtülmüş bir tuzak varmış. Çukuru fark etmediğinden içine düşüvermiş. Ama kral aslan bu,öyle çukurlaradüşüp kalır mı? Bu nedenle de korkmamış. Yukarıya hamle yapıp atlamaya hazırlanırkeni çukurun içinde bulunan ağın bütün vücudunu kapladığını hğisstemiş. Bir kez daha hamle yapmış , ama nafile! Ağ inceymiş, fakat çok sık dokunduğundan aslanın bile koparamayacağı kadar sağlammış. Bütün gün kendini kurtarmak için çalışan aslan akşama doğru buradan çıkamayacağını anlamış.

"Ah benim aptal ve gururlu kafam" diye düşünmüş. "Eğer bu sabah o fareyi kendime küstürmeseydim, o keskin dişleriyle bu ağı keser, beni ölümden kurtarırdı! Oysa şimdi burada öleceğim ve bunun nedeni de benim! Başkalarını küçümsemeseydim, herkesin kendince bir işe yarayabileceğini kavrasaydım
Mehmet toprak oldu
HaberlerMEHMET TOPRAK OLDU

Yokluktu, yoksulluktu Anadolu
Bozkırın orta yerinde bir çocuk doğdu
Adı Mehmet oldu.
O şehit oğluydu.
Daha doğmadan yetim oldu
Anası kaptı Mehmet'i, koştu,
Tarlada ırgat oldu,
Eski bir yorgana sardı Mehmet'i, toprağa koydu.
Gün oldu meme emdi; karnı doydu, gözü doydu.
Gün oldu; aç kaldı, susuz kaldı.
Gün oldu; toprak onun yatağı oldu.
Mehmet toprağın üstünde kırk günlük bebek oldu.
Yağmur yıkadı yüzünü, ayaz kuruttu ellerini,
Güneş kararttı tenini,
Mehmet'in aklı erer oldu.
Babasını sordu,
Dedi anası; Şehit oldu.
Gövdesini toprak yaptı vatana kattı.
Senin baban toprak oldu.
Mehmet'in aklı ermedi.
Babası nasıl toprak olurdu ?
Gün geldi ! Düşman Çanakkale'ye geldi.
Toprak ! Dedi Mehmet'in yaşı on yedi.
Toprak benim babam dedi. Vermem dedi.
Mehmet Mehmetçik oldu.
Anası O'nu son kez doyurdu.
Koştu Çanakkale'ye Mustafa Kemal'in askeri oldu.
Gün oldu karnı doydu, gözü doydu.
Gün oldu aç kaldı, susuz kaldı.
Gün oldu toprak onun yatağı oldu.
Mehmet toprağın üstünde kırk günlük asker oldu.
Yağmur yıkadı yüzünü, ayaz kuruttu ellerini.
Güneş kararttı tenini, Mehmet'in aklı erdi.
Hatırladı!
Babasının gövdesini toprak yaptığını,
Anladı ! Babası nasıl toprak oldu.
Mehmet Mehmetçik oldu. Çelik oldu.
Duvar oldu. Çanakkale geçilmez oldu.

Ateş kustu düşman, mermi kustu, bomba kustu.
Durdu Mehmet! Çöktü dizlerinin üstüne.
Kan vardı göğsünün üstünde.
Alnını toprağa koydu, toprak kan oldu.
Yattı toprağın üstünde kırk günlükken yattığı gibi.
Tuttu toprağı kırk günlükken tuttuğu gibi.
Mehmet şehit oldu.
Mehmet toprak oldu, toprağa renk oldu,
Bitki oldu, yaprak oldu.
Bayrağa kırmızı oldu.
Gelin kızın halısına boya oldu, desen oldu.
Koyuna kuzuya çimen oldu, yün oldu, iplik oldu.
Ustanın elinde çanak oldu, çömlek oldu.
Aşığın dilinde türkü oldu.
İki yüz elli bin Mehmet Şehit oldu.
İki yüz elli bin Mehmet toprak oldu.
Toprak bize vatan oldu!

Fikret TUNÇ
canakkale sehitleri haftasi
HaberlerAglama Çanakkale


Ne yigitler geldi yurdumun her bir tarafindan
Vatan ugruna kaç Mehmedim vazgeçti vatanindan
Çanakkale, öyle hazin hazin akma Ege' ye
Adin Conkbayirina yazilacak Mehmedimin sehit kanindan
" Çanakkale Geçilmez "

Kaç anne evladini son kez öpüp kokladi
Kaç taze gelin kinasi kurumadan esini yolladi
Çanakkale öyle boynu bükük durma
Kaç Mehmedim canini bu topraga adadi

Sahadet kelimeleriyle doldu tim siperler
Bayragi ugruna sahadete kostular birer birer
Her biri kahramandi, rütbeleri ise sanli bir er !
Bayragim dalgansin Mehmedime bu sevinç yeter

Havada kursun sesleri, barut kokusu
Sanki her adim kör mevzi ve kanli pusu,
Peygamber çagirirken Cennete
Mehmedim' de kalir mi ölüm korkusu

Mehmedimin dilinde dua elinde kirma bir tüfek
Düsman dökülmeden bitmeyecek Sanli cenk!
Sahadetinde gögsüne takilacak yaldizli çelenk
Aglama Mehmedim
Kaninla sulanan bu toprakta
Elbet bir gün çiçekler açacak renk renk

Ne büyük kahramanlik ne bu Yüce Sahadet
Günesle kaç kez zafere uyandi bu Millet
Hangi millete görülmüs ölümüne cesaret
Aglama Çanakkale aglama

Mehmedim bak görüyor musun ?
En gökte benim bayragim dalgalan
Çanakkale Geçilmez diye tarihi kaninla yazan
Iki yüz elli bin Mehmedimdir Cennette yatan

Aglama anam, bayragim en nazli göklerde
Sil gözyasini bacim, Mehmedin gülümsüyor sana Cennette
Böyle Mehmet' ler yasadikça canim memleketimde
Çanakkale' ler Geçilmez ve Bayrak Gökten Inmez.

At suratli
HaberlerAt Suratlı

--------------------------------------------------------------------------------

Köyde bir Dolma Nene´diye yaşlı kadın vardı. Köye gelen gelinlerin hepsinde bir noksanlık bulur onları o isimle cağırırmış. Örnek Naylon Rebiye. Kel Sevim gibi. Köyün ağası oğlunu evlendirip köye yeni bir gelin getirecekmiş. Dolma Neneyi davet etmiş yedirip içirdikten sonra demişki.

- Bak Dolma Nene, sakın bizim geline lakaptakma ad takmıyasan.

Dolma Nene: Yo viş oğul ele şey olurmi, ben heç bir gusur bulmam demiş ve ayrılmış.

Ağa düğünü yapmış gelini getirmiş dolma neneyi çağırmış: Dolma Nene nasıl gelin demiş.

Dolma Nene oğul ben gelini ey buldum güzel buldum. Amma aşşaği mehlenin garilari at suratli demeseler.
__________________
saatler geri aliniyormus
HaberlerSaatler Geri Alınacakmış

--------------------------------------------------------------------------------


Dursun, saatlerin geri alınacağını duyunca, evdeki tüm
saatleri toplayıp Saatçi Temel'e gider.

- Ula Temel, saatler geri alunacakmuş. Biz de evdeki saatleri senden satın aldığımız için sana getirdik. Bunları geri alacaksun.

Temel kendinden emin bir şekilde:
- Öyle yağma yok. Pen de duydum ama 1 saat geri alınacakmuş. 1 tanesini alırum ama diğerlerini almam.

__________________
Efelik efendiliktir.
hani dünya dönüyordu
HaberlerHani Dünya Dönirdi?

--------------------------------------------------------------------------------

Horasan Gerekköyli Rıza Emmiyle köylülerden biri havadan sudan konuşurlarken konu döner dolanır dünyanın nasıl döndüğüne gelir, ve köylü sorar:

- Yav Rıza Emmi ambu dünya dönir diyiller ecep nasi dönir?

Rıza Emmi cevaplar:
- Yoh ola, yoh. Yalan söyliyiller dünya dönirse Adana heş niye bizim buraya gelmir!?!
__________________
hangi lastik patladi oglum
Haberler4 tane üniversite öğrencisi uyanamadıkları için matematik
finaline geç kalırlar ve okula gidince hocaya arabalarının lastiğinin
patladığını söylerler... Hoca ilk basta inanmaz ama öğrencilerinin
yalvarmalarına dayanamayarak onları 3 gün sonra sınav yapacağını söyler.
Sınav günü gelince hoca 4 öğrencinin hepsini bos bir salonun ayrı ayrı
köşelerine oturtur.
Sınav geçme sistemi şöyledir: 100 üzerinden 50 puan alan herkes
sınavı geçebilir... Hocanın hazırladığı sınavda ise ön sayfada 10'ar
puanlık 4 tane basit matematik sorusu vardır... Bunları kolayca çözerler.
Arka sayfada ise 60 puanlık 1 soru vardır: "Hangi lastik
patladı?"
Sayfa 2 - 14 < 1 2 3 4 5 > >>
Üye Girişi
Kullanıcı Adı

Şifre



Henüz ÜYE Olmadınız mı?
Buraya Tıklayarak Üye Olabilirsiniz.

Şifremi Unuttum?
Şifrenizi öğrenebilmek için Buraya Tıklayın.
Anket
türkiyede ki anayasa refarandumuna hangi oyu verirsiniz

evet

hayir

cekimser

Ankete katılabilmek için üye olmanız yada üye girişi yapmanız gerekmektedir.