| Üye Durumu |
Çevrimiçi Ziyaretçiler: 1
Çevrimiçi Üye Yok
Kayıtlı Üyeler: 28
Son Üyemiz: Sakaryam_54
|
| Sayac |
Online Misafirler: 1 Online Üyeler: Aktif üye yok
Kayitli Üyeler: 28 En yeni Üyemiz: Sakaryam_54
| Bügünki Ziyaretcilerimiz: | 3 | | Online Ziyaretciler: | 1 | | Ayni anda en fazla Ziyaretci sayisi: | 12 | | Bir Gün icinde en fazla Üye: | 1305 | | Dün icin Ziyaretci Sayisi: | 97 | | Bu ay Ziyaretciler sayisi: | 721 | | Toplam Ziyaretciler: | 59995 |
Son 24 Saat:
|
|
| URFALI NIN MEZARDAKI BABASINA YAZDIGI MEKTUP |
Urfalının Biri Mezarında Yatan Babasını Ziyaret ediyor:
Babo nasısan, eyimisen?
Gene Fatihayı gaptın, keyfin yerinde.
Oraları bilmem amma...
Buraları bura olmaktan çıhmış gayri.
Mezarıydan galksan,gafayı yersen.
Öldüğüye sevinirsen.. .
Sıra geceleri bitti artık.
Şindi Bitliste beş minare de yok.
Hasangalasında caketim de galmamış.
Hem Urfa dağlarında ceylanlar da gezmiy.
Herkes: Şak-şuka, şaka da - şuka söylüy...
Ne mırranın, ne de gayfenin dadı galdı,
Gayfenin neslisi çıkmış, südü de içinde.
Gaçak çay da hepden gaçak olmuş,
Sallama içiyler..
Ahhh.. Şu gavur icadı televizyon yokmu?
Tam üç tene eve aldım,gene de acans dinliyemiyem.
Gumasının yüzünden gocasından ayrılan böyük gız,
Yaseminin penceresinden bakmazsa göremiymiş.
Öbür oğlan Gurtlar Vadisi.
Hele o güççüğü yokmu ? Sen görmedin.
Saçını hep Amerikan kesdiren,
Gözü , gulağı oynuy namıssızın.
Acun Firarda diy, başka bişey demiy
Turizm dersine eyi geliymiş.
Valla yalan,
Mahsadı çıbıldak garılara baha...
Torunun Şehmuzla iftihar etmelisen,
Aletirik Mehendisi çıktı.
İş bulamadı, galdırım mehendisiyem diy.
Galdırım da yok ya, çamırlarda debeleniy, duruy...
Babo bi de telefon çıkmış,minnacık.
Şalvarın cebine on tene sığar şerefsizim.
Tele-fon amma teli,meli yok.
Eyi bişey de çok yalan söylüy.
Ben Siloyu tarlada görüyem,
Aradığın gişiye ulaşılmıy diy.
Ancaaa foturaf bilem çekiy vallaha...
Bu cümma rühuya hatim indirecektik;
Mevlüt Hoca nazlanıy,boğazı ağrıymış.
Yoh gendini üçaylara hazırlıymış...
Eve iki tene CD göndermiş,
Bunuyla gırk hatim iner demiş.
Eh..Sen de bunuyla idare edersiy.
Dünya işleri bitmiy.
Şindi bana müsade;
Aşağı kepir tarlaya gidiyim.
Golf oynuyacağım da...
|
| CIGERIN YANSIN |
Birikti uğrunda döktüğüm yaşlar
Al götür vicdansız ruhun yıkansın
Her günüm hasretin zulmüyle başlar
Ahımı hakettin ciğerin yansın
Bilseydim duyguya yer yok dininde
El pençe durmazdım hayalin önünde
Kapkara yas tuttum doğum gününde
Neşemi yok ettin ciğerin yansın
Doğuştan sevgiye aşka meyildim
Kimsenin lütfuna muhtaç değildim
Bir sana diz çöktüm sana eğildim
Canıma tak ettin ciğerin yansın
Sen ince ağrımsın veremdim sana
Aleme haramdım,haremdim sana
Aşkınla tutuşan,keremdim sana
Aslıdan çok ettin ciğerin yansın
Düşsemde kalkarım tutma elimden
Gururum merhamet ummaz zalimden
Beddua çıkmazdı şair dilimden
Sabrımı tükettin ciğerin yansın
Sineni kaplasın bu onmaz yara
Hayatın boyunca gölgemi ara
Değil mi sen benim yüzümü kara
Saçımı ak ettin ciğerin yansın
Bedirhan Gökce
|
| KIRMIZI ISIK |
Kirmizi Isik
--------------------------------------------------------------------------------
Adam kırmızı ışıkta geçiyor. Başkomiser görüp ekibe bildiriyor. Ekip adamı yakalıyor:
"Ceza yazacağım."
Adam:
"Sen nerden gördün kırmızıda geçtiğimi?"
Polis: "Başkomiserim görmüş. O söyledi."
Adam:
"Amma boşboğaz, dedikoducu başkomiserin varmış ha. İnsan her şeyi söyler mi? Sır saklamasını bilmek lazım."
|
| TEMEL ILE HANS |
Temel
--------------------------------------------------------------------------------
Temel Almanya'ya isci olarak calismaya gider. Ucaktaki koltugunun hemen yanında dunya tukuruk sampiyonu oturmaktadır. Adam bir tukurur ve tukuruk Temelin kulagının yanından mermi gibi gecer.
Adam: “Ben 96 olimpiyatları dunya sampiyonu Almanya’dan Hans” der. Temel tabi sasirir. Bir muddet sonra adam bir daha tukurur ve tukuruk Temelin kafasını sıyırarak gider.
Hans: “Ben 2000 dunya tukuruk sampiyonu hans”der. Temel artık dayanamaz ve Hans’ın suratının ortasına tukurur.
Temel: “Daha acemiyim.” der.
|
| Sponsorlar |
Sol tarafta olan Menümüzde Sponsorlarımız icin bir icerik eklenmistir.
Sponsorlarımıza buradan teşekkür ederiz. |
| temel |
merdiven
--------------------------------------------------------------------------------
Adam evinin merdivenlerinden çıkarken düşüp, bacağını dört yerinden kırmıştı. Hemen hastaneye kaldırılmış, doktor bacağı boydan boya alçıya almış ve: - "Beyefendi bundan sonra daha dikkatli olun, en azından alçınız çıkana kadar merdivenlerden inmek çıkmak yok", demişti. Üç ay sonra kırıklar kaynamış, alçı çıkarılmıştı. Adam bu arada doktora: - "Doktor bey artık merdivenlerden inip çıkabilir miyim?" diye sormuş, doktor da: - "Tabii, ancak yine de bir süre daha dikkatli olmalısınız", demişti. Adam doktorun bu cevabı üzerine sevinçle bağırmış: - "Oh be şükürler olsun, üç aydır eve su borusundan tırmanarak girip çıkmaktan anam ağlamıştı."
|
| SITEMIZE ÜYELIK |
SEVGILI SITEMIZI ZIYARET EDEN SIZ DEGERLI OKUYCULAR;SITEMIZE GIRDIGINIZDE ÜYELIK FORMUNU DOLDURMANIZI RICA EDIYORUZ.BU ISLEMI YAPARSANIZ CALISMALARIMIZ DA ÜYE SAYIMIZ BIZI DAHA GÜCLENDIRECEKTIR;
SIMDIDEN SIZLERE TESEKKÜR EDIYORUZ.
GAILDORF VE CEVRESI TÜRK OKUL AILE BIRLIGI YÖNETIM KURULU |
| CAGIMIZIN FIKRASI |
--------------------------------------------------------------------------------
Adamın biri New York, Central Park'ta yürüyüş yaparken, aniden kuduz
bir köpeğin küçük bir kıza saldırdığını görür. Koşar ve köpekle
boğuşmaya başlar. Hayli uzun bir uğraştan sonra üzeri yara bere içinde
kaldığı halde köpeği öldürür. Ama küçük kızın da hayatını
kurtarmıştır. Son anda bu sahneyi gören polis nefes nefese olay yerine
koşar ve adamın yanına gelir.
Sarılıp teşekkür etikten sonra 'Sen' der 'bir kahramansın, yarın bütün
gazeteler seni yazacaklar. Ve göreceksin başlık da şöyle olacak; Cesur
New York'lu küçük kızın hayatını kurtardı.'
Adam 'Ama ben New York'lu değilim!' der.
Polis 'Fark etmez, bu durumda gazeteler şunu yazacaklar; Cesur
Amerikalı küçük kızın hayatını kurtardı' cevabını verir.
'Ama ben Amerikalı da değilim' der adam artık şaşırarak. Polis 'Ya, o
halde nerelisin?' diye sorunca adam cevap verir;
'Ben Iraklıyım!'
Polis adama başka bir şey söylemez. Ama adam ertesi gün gazeteleri
aldığında şöyle bir başlıkla karşılaşır;
'Radikal İslamcı, masum Amerikan köpeğini öldürdü.'! |
| AGLATAN BIR HIKAYE |
--------------------------------------------------------------------------------
Daha henüz 18 yaşındaydı,ama hayatının sonundaydı Tedavisi mümkün olmayan kanser hastalığına yakalanmıştı
Kahır içinde kendini eve kapatmıştı Sokağa bile çıkmıyordu Annesi,birde kendisi Bunlardan ibaretti hayat onun için
Bir gün çok sıkıldı Sokaklara attı kendini Bir yığın vitrinin önünden geçti CD satan bir dükkanı geçerken aniden durdu, geriye dönüp kapıdan içeri bakarak hayal meyal gördüğü tezgahtar kıza bir kez daha baktı Kendi yaşlarında harika bir genç kızdı Gözleri ve yüreği takılı kalmıştı Bir süre düşündükten sonra CD dükkanına girdi Kız gülümseyerek koştu ona doğru "Size nasıl yardımcı olabilirim" diye Öyle bir gülümseyişti ki genç şaşırdı, geveledi, bocaladı sonra "Evet" diyebildi Rasgele bir plağı işaret ederek "Evet,bu CD yi almak istiyorum" dedi Genç kız plağı aldı, içeri gitti
Az sonra paketlemiş bir şekilde geri geldi Genç paketi aldı evine geldi ve hiç açmadan paketi dolabına attı
Ertesi sabah yine aynı dükkana gitti Yine bir CD sardırdı kıza, yine eve gelip açmadan paketi dolaba attı Günler hep sardırılıp açılmayan CD alımları ile geçti gitti Bir türlü genç kıza açılmaya cesaret edemiyordu Annesine açıldı sonunda Annesi "Git konuş oğlum, ne var bunda" dediErtesi sabah cesaretini toplayıp aynı dükkana gitti, ve yine bir plak seçti Kız plağı sarmak üzere arka kısma gidince genç "sizinle bir gece çıkabilir miyiz ?" diye yazarak altında telefonunu ekleyip gizlice kasanın üstüne koyduSonra genç kızdan plağı alarak kaçarcasına uzaklaştı dükkandan
İki gün sonra evin telefonu çaldı Anne açtı telefonu CD dükkanındaki tezgahtar kızdı arayan Delikanlıyı istedi Gizlenen notu daha yeni bulmuş, ve görür görmez aramıştı Ama delikanlının annesi ağlıyordu "Duymadınız mı ? " dedi, "Dün kaybettik oğlumu" Cenazeden birkaç gün sonra anne oğlunun odasındaki eşyaları düzenlerken gözüne dolabındaki paketler ilişti Paketleri aldı oğlunun yatağına oturdu ve bir tanesini açtı İçinde bir CD ve birde not vardı "Merhaba,sizi öyle tatlı buldum ki, bir akşam birlikte çıkalım mı ? Ezgi ! Bir başka paketi açtı Yine başka bir not vardı "Siz gerçekten çok tatlı birisiniz, hadi beni bu gece için davet edin artık Sevgiler
Ezgi !
__________________
Yokki bir dilegim yarina umut olsun, tükendi hayallerim bilmemki nasil kursun, kapimi calmayan ask dilerim seni bulsun, alirim haberini senin canin SAG OLSUN!! |
| MÜEBBET(TEMEL) |
Müebbet (Temel)
--------------------------------------------------------------------------------
Zamanın en büyük Mayfa Babası çok ağır bir suçtan yargılanmaktadır ve idami istenmektedir. Jüri üyelerinin içinde Temel de vardır. Mafyanın adamları mahkemeden önce Temel'i bir kenara çekerler ve şöyle derler: "- Temel ne yap et, Babanın idam kararını müebbete çevir; yoksa bu senin sonun olur derler!!! Temel'in içine korku düşmüştür: "-Acep ne yapsam da bu adamı kurtarsam" diye düşünür. Dava başlar günlerce devam eder ve nihayet Jüri üyeleri karar vermek üzere odalarına geçerler. Aradan uzun bir süre geçtikten sonra jüri geri gelir ve kararını okur: "- Müebbet Hapis, derler. Bunu duyan Babanın adamları, ne yapacaklarını şaşırırlar; doğru Temel'e gidip: "-Aferim sana Temel, şimdi gözümüze girdin derler. Ehh be Temel iyi güzel de bu işi nasıl başardın" diye sorarlar. Temel: "- Sormayın ya uşaklar" der. "Millet, Beraat Beraat diye tutturdu! Müebbete çevirtene kadar aklan karayı seçtim" der.
|
| COCUKLARINIZ ILE KONUSUN |
Cocuklarinizla konusun
--------------------------------------------------------------------------------
Çocuklarınızla konuşun...
Bir gün susmayı öğrendim. Öyle bir sustum ki belki sonsuza kadar susacaktım. Çünkü susmak benim küçücük dünyamda babamla kurduğum iletişim tarzıydı. Babam akşamları eve yorgun dönerdi.
Ben bütün gün evde sıkılır, onun gelişini iple çekerdim. Daha o kapıdan girer girmez boynuna atılır onunla oynamak isterdim. Babam sarılır, öper sonra da, hadi odana git, derdi. Yemek hazırlanınca annem çağırır bu defa masada bir araya gelirdik babamla. Onlar annemle konuşurken ben araya girer, sesimi duyuramayınca da bağırırdım. Babam sinirlenir, 'Bütün gün insanlara kafa patlatmaktan bunaldım, birde sen kafamı ütüleme!' derdi. Annem de 'Bütün gün zaten seninle uğraştım, bir çift laf da mı konuşturtmayacaksı n babanla?' diye çıkışır, beni odama gönderirdi.
Çaresiz bir şekilde boynumu büker odama yani hapishaneme doğru yol alırdım. Babam arkamdan, 'Bizim bir odamız bile yoktu, her şeye sahip, hâlâ ne istiyor anlamadım.' diye bağırmaya devam ederdi. 'Keşke benim de
bir odam olmasaydı, keşke bizim de evimiz bir odalı olsaydı da hep birlikte otursaydık' derdim içimden; ama yüksek sesle söylemeye cesaret edemezdim.
Yemekten sonra babam kanepeye uzanır, eline kumandayı alır, televizyon seyrederdi. Beni yanına çağırır biraz severdi. Onun izleyeceği önemli birşey varsa beni adeta yerimden bile kıpırdatmazdı. Azıcık hareket edip koşup oynamaya çalışsam oda hapsim yeniden başlardı. Bir gün anladım
ki susunca babamla daha iyi anlaşıyoruz. Bu defa susarak yapabileceğim oyunlar geliştirmeye başladım.
Önce resim yaparak başladım işe. Babam çizdiğim resimleri çok beğeniyor; 'Bak, böyle uslu uslu oyna işte.' diyordu. Babam bazen göz ucuyla bakıyor, resimle ilgili bir şey sorsam afallıyordu. Ama bana kızarak beni artık odama göndermiyordu. 'Son günlerde ne de akıllandı benim oğlum.' diye komşulara anlatıyordu annem halimi.
Resimlerim arttıkça ortalık dağılmaya başladı. Annem 'Odanı topla!'diye odama kapattığında işe nereden başlayacağımı bilemiyordum. Ben bunlarla uğraşırken zaman geçiyor; ama odamı toparlamayı beceremiyordum.
Annem odama gelip 'Bak sana resim yapmayı yasaklayacağım. ' dedi bir gün. Susuyor olmamı usluluk olarak değerlendiren ailem resim yapmayı da elimden alırsa ben ne yapacaktım?
Bu düşüncelerle bir aile tablosu yaptım. Babam eve gelince uygun zamanı kolladım. Her zamanki gibi yemekler yendi, odaya geçildi. Babam oturur oturmaz çizdiğim resmi getirdim. Babam baktı. Hım, dedi 'Çok güzel olmuş. Bu adam benim herhalde.' dedi. Ben 'Hayır o adam değil, bu çocuk sensin.'dedim. O 'Hayır, bu adam benim, bu çocuk sensin, bu küçük kız da arkadaşın.'dedi. Ben yine 'Hayır, o büyük adam benim, bu küçük adam sensin, bu küçük kız da annem.' dedim. Babam benimle uğraşmaktan vazgeçip: 'Peki neden bizi küçük çizdin?' dedi. Heyecanla başladım anlatmaya. Ben büyüyüp adam olacağım. İş bulup çalışacağım. Siz yaşlanıp küçüleceksiniz. Beliniz ükülecek, komşumuz Ahmet amca ile Ayşe teyze gibi küçücük kalacaksınız. Ben işten geldiğimde yorgun olacağım.
Siz benimle konuşmaya çalıştığınızda işyerinde kafam şişmiş olacağından sizi duymayacağım bile. Siz benimle bir şeyler paylaşmak istediğinizde 'Hadi odanıza çekilin de kafa dinleyeyim.' diyeceğim. Ve bir de bağıracağım 'Her şeylerini alıyorum. Sıcacık odaları da var, daha ne istiyorlar' diye.
Annemle babamın gözleri fal taşı gibi açılmıştı.
Duyduklarına inanamıyorlardı .. Bana sarılıp beni öyle içten bir okşayışları vardı ki sonsuza kadar konuşsam hiç bıkmadan dinleyecekler gibiydi.
Farkında' Olmalı İnsan...
Kendisinin, Hayatın Olayların,
Gidişatın Farkında Olmalı.
Ömür Dediğin Üç Gündür, Dün Geldi Geçti Yarın
Meçhuldür, O Halde Ömür Dediğin Bir Gündür, O Da Bugündür. |
|
|