| Üye Durumu |
Çevrimiçi Ziyaretçiler: 1
Çevrimiçi Üye Yok
Kayıtlı Üyeler: 28
Son Üyemiz: Sakaryam_54
|
| Sayac |
Online Misafirler: 1 Online Üyeler: Aktif üye yok
Kayitli Üyeler: 28 En yeni Üyemiz: Sakaryam_54
| Bügünki Ziyaretcilerimiz: | 46 | | Online Ziyaretciler: | 1 | | Ayni anda en fazla Ziyaretci sayisi: | 12 | | Bir Gün icinde en fazla Üye: | 1305 | | Dün icin Ziyaretci Sayisi: | 104 | | Bu ay Ziyaretciler sayisi: | 443 | | Toplam Ziyaretciler: | 59717 |
Son 24 Saat:
|
|
| TÜRKÜLERIMIZ VE BIZIM ALMANCILAR |
Türkülerimiz ve bizim ALAMANCILAR
--------------------------------------------------------------------------------
Yaa,,ben üc nesil cocugu olarak Gaz lambasinda büyümüs olarak sari yaprakli aritmatik defterlerimi hatirlarim.
Sehrimizin Tahil pazarinda Destan satanlar vardi ve 25 kurusluk destanlari alir evde okurduk.
Gramafonu taniyan ve duvarda asili duran TAS Plaklari bilen ben .Pikap denilen bavul seklindeki kutuda ignede kayan iki yüzlü 45 lik Plaklarida hatirliyorum.
Babamin KORE den getirmis oldugu Radyonun pilleri zayiflardi ve onu mangalin ILIK külünde saklar "ARKASI YARIN" adli dizileri dinlerdim.
Sonra anam babam gidince ALAMANYA denilen Gurbete -"Cocukluk degilmi aglayarak düsmüsüm , vay düsmez olaydim peslerine"..derim..
Simdi Oniki yasinda Almanya ya gelmis biri olarak düsünüyorumda;
Biz GAZEL, Uzun Hava ve Bozlakla büyüdük.Yoktu pop ve arabesk.
Ozamanki alamcilarin dinledikleri..
Mehmet Bozdogan ve "iki turnam gider Alamanyadan..Gitme Turnam Haber vereyiim"..Almanyaya alisamayan sayin Yüksel Özkasap, su anda memlektimizde yasiyor..
O zamanlar kendileri KÖLN BÜLBÜLü olarak taninirdi." Su Köln`ünün Ceza Evi" ve
"ikimizi ayiran zalim Almanya".
.Ha annem de babamdan ayriydi.Yaa iste bende onlarin o zamanki yaslarindayim simdi.
Sonra Video kaset degis tokuslari ve Canak Anten.Yaa... Halen Gurbetteyim yaa.
"Para kazanmak bumu Almanya bizi kandiriyor..Memleketi yasamak bumu canak anten bizi avutuyor"..
Ama ben hala BIRICIK ten ve KAMURAN AKKOR dan "Gurbet kuslari" ni dinliyorum..-
Asagidaki yazi iste bir Alamanci belgeseli, dünden bugüne...Aynen aktariyorum...
Almanya ACI vatan
Adama hic gülmüyor
Nedendir bilemedim
Bazilari gelmiyor.
Almanya’nin 1960’li yillarin basinda Türkiye’den isci almaya baslamasiyla birlikte ortaya cikan
kültür karmasasi, toplumda bir cok yeni espri cesitliligini ve model insan tanimlamasini da birlikte getirmisti.
Bizim cocukluk dönemimize rastlayan “ Almanci” furyasinin yarattigi ekonomi-kültür celiskisini
cogumuz, tüylü fötr sapka ve sonuna kadar acilmis teyplerin sokaklarda tasinmasiyla animsariz.
Piril piril parlayan kumaslarla ilk kez o yillarda tanismistik.
Yanar döner elbiseleri gördügümüzde “Almanci” olduklarini anlamamiz hic de güc olmazdi.
Issizlikten ya da kit-kanaat gecinilen köy ekonomisinden Alman Marki’na sicramanin toplumsal, kültürel ve hatta psikolojik etkilerinin olmasi da kacinilmazdi dogrusu. Birkac yil önce köyünde,
ilcesinde pejmürde kiyafetlerle tanidiklari kisilerin, Almanya’da bir-iki yil calistiktan sonra kaplumbaga Volkswagenlerle Türkiye’ye gelmelerinden rahatsiz olan kimilerinin “
Daha dün esege binemezdi, simdi altinda arabayla caka satiyor” yakistirmalarina cok tanik olmusuzdur.
Bu asagilamalara karsi bir savunma mekanizmasi gelistiren Almancilarimiz da tepki olarak, alisverislerinde ve maddî tartismalarinda “Paran kadar konus” veya “Evine, arsana; tarlana ne istiyorsun” sözlerini sikca sarf eder olmuslardi.
Daha sonra gelismis-az gelismis veya geri kalmis ülke kültürleri arasinda SIKISIP kalan ve Türkiye’ye geldiklerinde “yolunacak kaz” gibi görünen insanlarimizin “Almanya’da yabanciyiz, Türkiye’de Almanci’yiz” isyanlarinin ticarî alisverislerde alay konusu pazarliklara dönüsmesi,
Almancilar ile esnafi karsi karsiya getirmeye basladi. Kendilerinin aldatildigi hissine kapilan
Almancilarimiz, etiket fiyatinin yarisina pazarlik etmeye; esnaf da pazarlik edilecegini bildiginden iki kat fiyat istemeyi ilke ediniyordu.
Belki 10-15 kilo agirligindaki dev boyuttaki teyplerden, sokak ortasinda yükselen seslerden veya
tüylü fötr sapkali, yanar-döner kumastan dikilmis elbiselerden Almancilar’i tanimak hic de güc olmazdi.
60’li yillarin basinda gurbetcilerin izne gelmelerinde cogunlukla, Ali Ercan’in “Adaletin bu mu dunya?”,
“Zeynebim Almanya’nin yolunu tuttun” ve “Kirat gemini almis da yol mu dayanir?”i dinlerdik,
omuzlarda asili makarali teyplerden.
Ileriki yillarda, gerek televizyonun olmamasi, gerekse TRT’de arabesk, özgün, pop müziklere yer
verilmediginden; hicbir yerde dinleme olanagi bulamadigimiz parcalari, yaz aylarinda sokaklardaki
Almanci teyplerinden dinlemek mümkün oluyordu.
Devlet, Almancilar’in sadece Turkiye’ye getirecegi Marklarla ilgileniyor, onlarin egitim, uyum ve toplumsal sorunlarini görmezlikten geliyordu.
Daha sonralari onlarin sadece Marklariyla ilgilenen cesitli gruplar cikacak ve Turkiye’de camiye yardim, belediyeye yardim, köy dernegine yardim, partiye yardim adlari altinda bagis taleplerine maruz kalacaklardi.
Ve hatta memleketinde kurulacak fabrikalara ortak edilme vaadiyle büyük miktarlarda
Marklari birilerinin ceplerine gidecekti.
Bizler, her ne kadar tümünü birden “Almanci” olarak tanimlasak da, Hollanda, Avusturya, Fransa agirlikli olmak üzere Belcika’dan Isveç’e, Ingiltere’ye kadar uzanan cografyada gurbetcilerimiz calisiyor.
Gerci hepsi calismiyor ama,
Türkiye’ye izne geldiklerinde yedinci kusak akrabaya kadar, herkes onlardan bir seyler bekler ve belki de kredi cekilerek alinan valizler dolusu hediyeler getirilip onlarca akrabaya dagitilir, bir o kadari da kusturulurdu.
Kendilerine Avrupa’da sadece isgücü olarak bakilan ve en agir islerde ortalama mesai saatinin
üzerinde calisarak, fizikî olarak hizla yipranan Almancilarimiz, Nuri Sesigüzel’in
“Aynaya baktim sac beyaz olmus” türküsüyle “ah” cekerken, bikkinliklarini da Yildiray Cinar’in
“Aman dünya ne dar imis/dert cekmesi ne zor imis”, Ülkü Besgül’ün “Gurbette ömrüm gececek”
parcasiyla ifade ederlerdi.
Türkiye’de kalan yakinlarinin cogunlukla hasretlerini Yildiz Ayhan’in
“Yarim Istanbul’u mesken mi tuttun?”, Selda’nin “Almanya ACI vatan” türküleriyle dile getirirler,
gurbetteki yakinlarini yitirenler de cogunlukla Mahsuni’nin
“Onun burda tasi topragi vardir/Alamanya kardasimi geri ver” sözleriyle isyan ederlerdi.
Almanya’dan bir kizla evlenerek, oralara gitme yolunu secen genclerimize
“Alamanya Alamanya/Benim gibi damat bulaman ya” parcasi yakistirilirdi.
Yine evlilik yöntemiyle Almanya’ya giden genc kizlarimiz da
Necla Erol’un “Ucan da kuslara malum olsun/Ben annemi ozledim” ve
Ferdi Tayfur’un “
Yakilasin, yikilasin, yokolasin, kahrolasin gurbet” ezgisiyle izne gelecekleri günü iple cekerlerdi.
Bunca SIKINTININ, hasretin acisi, o dönemlerde bankalar yaygin olmadigindan PTT araciligiyla zaman zaman gönderilen Marklarla birazcik olsun hafifler, devlet tekelindeki radyodaki istekler programina
“Almanya’daki oglum icin…” diye baslayan mektuplar yazilirdi.
Mektubun sonunda da Bedia Akartürk’ten “
Ya beni de götür/Ya sen de gitme”, Nezahat Bayram’dan “Amanin mor koyun meler gelir”,
Muazzez Turing’den “Mektebin bacalari”,
Osman Turen’den “Su karsiki dagda bir top kar idim”,
Neset Ertas’tan “Mühür gözlüm” parcalarindan birisinin calinmasi istenirdi.
Yildiz Tezcan, Orhan Gencebay, Mehmet Bozdogan, Gulcan Opel’i dinlemek icin de, yakinlarinin izne gelirken getirecekleri plaklar ve canta pikaplar beklenirdi.
Cocuklarina kanca atan tarikatcilardan, eroincilerden, cetelerden korunmak ve kurtulmak icin büyük bir mucadeleye girisen Almancilarimizin yani sira, biriktirdikleri uc-bes kurusun verdigi saskinlikla ailesini,
cocuklarini unutan, hatta orada yeniden evlenen hemserilerimiz de oldu.
Bu arada 70’li yillarda birinci kusak gurbetcilerimiz ile ikinci kusak cocuklari arasinda kültür catismasi da baslayinca SIKINTILARIN cesidi de, boyutu da artmaya basladi.
Örnegin, artik daha modern otomobillerle memleketine gelen Almancilar’in, 10-15 kiloluk omuza asilan teyplerinin yerini alan ve sokak aralarinda sonuna kadar acilan oto teyplerinden yükselen müzikler de tür degistirmisti.
Birinci kusagin tercih ettigi, Ahmet Sezgin’lerin, Mustafa Geceyatmaz’in, Zehra Bilir’in, Cekic Ali’nin,
Hacer Bulus’un türkülerinin yerini, hizla ikinci kusagin tercihleri aliyor ve artik sokaklarda Berkant’in
“Sen ruhumun mehtabisin”, Erol Buyukburç’un “Bu gönül baskasini sevemez” ,
Baris Manco’nun “Daglar daglar” veya Hakki Bulut’un “Ikimiz bir fidaniz”i caliniyordu.
Birinci kusak Almancilarla, Türkiye’deki ailelerinin ortak zevkleri de vardi. Muzaffer Akgun’un “Sekerdagi”,
Nuri Sesigüzel’in “Dolana ay dolana”, “Amanin basim nanay”, Mehmet Bozdogan’in “Kara sevda” türküleri,
vuslatta hep birlikte dinlenirdi.
Biraz icki alemine yatkin olanlar da, izne geldiklerinde Sükran Ay’in “Hani söz vermistin bana icmeyecektin”,
“Zavalli kiz verem olmus”, Abdullah Yüce’nin “Bu ne sevgi ah”, Hudai Aksu’nun, Esengül’ün acikli parcalariyla veya “Cekil git meyhaneci” parcalariyla arkadaslariyla bag evlerinde, irmak kenarlarinda bulusup efkar dagitirlardi.
“Bir cift öküz yeter mi/Aha Memmet Emmi” türküsünde ifadesini bulan gecim SIKINTIyla Almanya’nin yolunu tutan ve aradan 40 yili askin zaman gecmesine ragmen,
“Felek ile kozunu bölemeyen” Almancilarimiz, “Memleket Hasreti”nin dayanilmaz agirligi ve agir calisma kosullarinin bitkinligi pahasina, memleketteki yakinlarinin gecimini saglama, devletine ülkesine ekonomik katkida bulunma anlayisindan hic uzaklasmayan Almancilarimiz, her ne kadar devletinden ve toplumun cikarci bakis acisindan sikayetçi olsalar da, ikinci vatanlari olarak gördükleri gurbetle, sila arasindaki dengeyi daha iyi kurmaya basladilar.
“Türken raus” sloganlariyla kovulduklari, evleri atese verildikleri de oldu.
Ama, kimilerinin “gavur” dedigi ikinci vatandaslariyla baglarini, beserî iliskiler duzeyinde ust boyutlara tasimayi basardilar.
“Gazla söförüm gazla”yla basladiklari umut yolculugunda 40 yil sonra “Onun arabasi var/güzel mi güzel” noktasina gelen gurbetcilerimiz, “Sokaktan süpürüyorlar” sanilan alin terleriyle, Ülkenin dört bir kösesinde gecim kaynagi olmaya devam ediyorlar ama ne yazik ki, bu emeklerinin karsiliginda layik olduklari
“vefa”yi devletten ve toplumdan görememenin buruklugunu yasiyorlar.
Mark’tan Euro’ya gelinen ekonomik süreçten, ülkemizdeki cesitli Partilerin Türk siyasal surecinden ve calistiklari ülkenin politik sürecinden bunalan; kusak catismasiyla, tarikat, uyusturucu, cete tehlikeleriyle bogusan, sila hasreti, akraba özlemiyle tutusan Alamancilar’i kimbilir daha nice cileler, hasretler, görevler,
yardim istekleri, bagis talepleri bekliyor.
Hepsine selam olsun.
Kaynak: fikir platin.com forum
Simdi birazda benden.Nede olsa Gurbetin KAHRINI ceken bizleriz...
ACILARI SIRALAMAK ZOR
YANDIK YÜREGE AGLAMAMAK ZOR
VURULMUSUZ BIR GURBET OKUYLA
BU YARADAN KURTULMAK ZOR
MADEM ZOR - DÖNSENE VATANA
KIM ISTEMEZ DÖNMEK
ISTANBUL`A ANKARA`YA
COLUK COCUK BASLAMIS BURDA OKULA
YINE YAKALANDIK AGINA TUZAGINA
BU AGDAN , TUZAKTAN KURTULMAK ZOR...
__________________
Bir EL öbür Eli YIKAR.Iki EL de Yüzü YIKAR
BIR SITEDEN ALINTIDIR |
| Sitemizde yapilan calismalar |
Sevgili Ziyaretcilerimiz,
Sitemizi herzaman üst düzeyde tutabilmek icin ve hatalari ortadan yok etmek icin sitemizde calismalar yapiyorum.
Bu esnada sitemiz biraz agir calisabilir, ayni zamanda, bazi alanlarda sorunlar ortaya cikabilir.
Eger beklenmedik bir sorun ortaya cikarsa lütfen admin@gaildorf-toab.com a bir email ile bildiriniz.
Calışmalar önümüzdeki 5 gün boyunca devam edecektir. Bu nedenle karşınıza cıkabilcek sorunlardan dolayı sizden özür dilerim.
Bu arada Internetdeki alanimizi aldigimiz şirketde de çalışmalar olduğu icin sitemize ulaşım bu günlerde biraz daha zor olucak. Bu zamanda çalışmalarımda da aksatma olucağı icin, sitedeki çalışmaların sona ermesi biraz gecikecektir. Sizlerden bu nedenden dolayı özür dilerim.
Sevgi ve Saygilarimla
Mustafa Aydemir
Gaildorf TOAB Website Admin |
| Schwäbisch Gmünde Toplanti |
Schwäbisch Gmünd Türk Okul Aile Birlikleri Derneği ve Çevresi Merkez Okul Aile Birlikleri 14.12.2008 tarihinde Schwäbisch Gmünd Topbau `da ( DİTİB Cami) toplandı. Toplantı Saygı duruşu ve İstiklal Marşı ile başladı. Stuttgart Eğitim Ataşeliğinde görevli öğretmenlerden Bülent Alperen ve Mesut Güler Almanca İslam Din Dersi hakkında bilgi verdi. 10 dakika aranın ardından dernek yönetimi ve merkez okul aile birliği üyeleri kendilerini tanıttı. Derneğimizin geçen yıl yapmış olduğu faaliyetler değerlendirildi. Daha sonra ise 2008-2009 eğitim yılında yapılacak faaliyetlerin dağıtımı yapıldı.
FAALIYET ADI
TARIH
YER
SAAT
1
Okuma Yarismasi
15.03.09
Heidenheim Hellenstein Gymnasium
2
Resim Yarismasi
S.Gmünd
3
Bilgi Yarismasi
Gaildorf
4
23 Nisan Merkez Kutlamasi
26.04.09
Heidenheim
5
19 Mayis Spor Senlikleri
Sontheim
6
Halk Oyunlari Festivali
Giengen
7
Cumhuriyet Bayrami
Aalen
8
Istiklal Marşını güzel okuma
Giengen
Toplantı iyi dilek ve temennilerle sona erdi.
|
| bilgi yarismasi 2008 birincisi |
Schwäbisch Gmünd ve Çevresi Türk Okul Aile Birlikleri Derneği r16;nın bu sene ilk defa düzenlediği bilgi yarışması 01.03.2008 tarihinde Sontheim Türk Okul Aile Birliği r16;nin ev sahipliğinde gerçekleştirildi. Büyük bir ilginin olduğu yarışmaya Schwäbisch Gmünd, Heidenheim, Aalen, Sontheim, Herbrechtingen, Schwäbisch Hall, Gaildorf ve Giengen bölgeleri katıldı.Ayrıca yarışmaya konuk olarak mali ataşe Tamer Aksoy. T.O.A.B.Federasyonu baskanı Gülten Aysel de konuk olarak katıldı .Yarışmada 1.liği Gaildorf Bölgesir17;nden Batuhan Şahin, Mustafa Boztepe, Enes Aydemir, 2.liği Sontheim Bölgesir17;nden Sedanur Doğan, Cihan Bal, Deniz Kaplan 3.lüğü ise Giengen Bölgesir17;nden Eda |
| Internet Sitesi Platformu |
Gaildorf ve Çevresi Türk Okul Aile Birliği İnternet Sitesi hizmete gecmiştir. |
|
|