Theme by: KDK
Üye Adı

Şifre


Ana Menü
Anasayfa
S.S.S
Linkler
Haber Kategorileri
İletişim
Ziyaretçi Defteri
Resimler
Arama Yap
Hakkımızda
Site Haritası
Sponsorlar
Üye Durumu
Çevrimiçi Ziyaretçiler: 3
Çevrimiçi Üye Yok

Kayıtlı Üyeler: 28
Son Üyemiz: Sakaryam_54
Sayac
Online Misafirler: 3
Online Üyeler:
Aktif üye yok


Kayitli Üyeler: 28
En yeni Üyemiz: Sakaryam_54

Bügünki Ziyaretcilerimiz: 48
Online Ziyaretciler: 3
Ayni anda en fazla Ziyaretci sayisi: 12
Bir Gün icinde en fazla Üye: 1305
Dün icin Ziyaretci Sayisi: 104
Bu ay Ziyaretciler sayisi: 445
Toplam Ziyaretciler: 59719

Son 24 Saat: 
























Harika bir mektup
Haberlermektup)))))))))))))) harika !!!!!!!!!!

--------------------------------------------------------------------------------

Yaşlı bir Anadolu köylüsü tek başına yaşadığı ve eskisi gibi tarlada çalışamadığı için çok dertliymiş. Susuz geçen bir yılın ardından, toprak taş gibi olduğundan, alnının teri ve büyük fedakarlıklarla okuttuğu ve tüm beklentilerini aşarak üniversite rektörü olan tek oğlu da Ergenekon 41.inci dalgadan dolayı tutuklanıp, cezaevine götürüldüğünden dolayı çok mutsuzmuş. Eşi de vefat edeli neredeyse bir ay olmuş. Sonunda dayanamamış ve 45 gündür suçunun ne olduğu bilinmemesine ve açıklanmamasına rağmen cezaevinde yatan oğluna çaresizlikten bir mektup yazmış.

Sevgili oğlum Mustafa,

Çok üzgünüm. Annen vefat ettiğinden beri onsuz hayatımın bir tadı yok. Seni alıp götürdüklerinden beri de seni çok arıyorum. Üniversitende olduğun zamanlar bile telefondaki sesini arıyorum. Bu yıl galiba felaket geçecek. Toprak o kadar sert ki, toprağı kazamıyorum ve bu yıl hiç bir ekin ekmem mümkün görünmüyor. Gerçekten artık baban çok yaşlandı. Biliyorum ki elinde olsa yanıma gelip tarlamı kazmama yardımcı olurdun. Tıpki eski günlerdeki gibi. Sakın dert etme oğlum, yaşlı bir adam sadece boş, boş şeyler yazıyor o kadar. Sen kendine iyi bak, cesur ol, ve isminin nereden geldiğini de asla unutma.
Sevgilerinle,Baban

Bir kaç gün sonra oğlundan bir mektup gelmiş.

Sevgili Babacığım,
Sakın tarlayı kazma. Bütün cesetleri oraya gömdük.
Sevgiler biricik oğlun Mustafa.

Ertesi gün sabaha karşı saat 4.00 de yaşlı çiftçiyi polis yatağından ense paça kaldırmış ve apartopar tarlaya götürmüş. Bütün tarlayı kazmışlar. Hiç bir şey bulamayınca bir kazdıklarını bir kez daha kazmışlar. Sonunda bakmışlar en ufak bir şey bulamamışlar, yaşlı çiftçiden özür dilemişler ve geldikleri gibi gitmişler. Aynı gün yaşlı adam cezaevinde yatan oğlundan bir mektup daha almış.


Sevgili babacığım,
Şimdi tüm ekinlerini ekebilirsin. Yanında olup her zaman olduğu gibi beraber tarlayı kazmayı çok isterdim. Ama bugünkü ortamda elimden ancak bu kadarı geldi. Kusuruma bakma.
Sevgi ve saygılarımla, oğlun Mustafa
bugün yorgunum anne
HaberlerBUGÜN YORGUNUM ANNE


Bugün yorgunum Anne… Üstüm başım dağınık, her taraf sessiz, yüreğim yangın yeri… Bugün, ben kendimde değilim Anne…

Yüreğim ürkek bir çocuğun kırıklığında… Bugün yaş oldum Anne ben…

Yaş oldum, aktım, sel olup taştım… Ne zaman başımı çevirsem bana ezberlettiğin yollar çıktı karşıma…

Herkes umabileceğinin en iyisini yaşamak istiyor hayatta, kimileri yaşarken kimileri sersefilce dolaşıyor ortalıkta…

Şansla mı alakalı, yoksa? Bir gün, yüreğimin çığlığı olacağım. Herkes kaçış senaryoları hazırlayacak, kimse duymak istemeyecek çığlıklarımı!

Bugün yorgunum Anne… Meğer ise büyümek çok zormuş… Kimse öğretmedi bunu, herkes kendi yorgunluğunu kendi üzerinde taşıyor, kendi bedellerini ödüyor ama kimse bu kadar zor olacağını söylemiyor…

Her çığlık, bir veda olacaktır hayatta. Her hayat, bir vedanın yansıması…

Beni anlamıyor değil; anlamak istemiyor yüreğim. Hâlbuki düşüncelerim bana teslim… İnat eden bir yüreğim var, bir tek yüreğim…

Hayat ne de zormuş Annem… Her taraf sel olmuş meğer gözyaşları birbir düşerken. Sen benim çaremsin, ben çaresizliğin eşiğinden paçamı kurtarmak niyetindeyim. Ellerimden tutup ısıtabilecek tek varlığımsın, ürkek yüreğim kendisine yenik…

Bak Annem, dışarıda yağmur var, yüreğim sağanaklarda… Yenik düşmeyeceğim bu külfetli hayata… Bak Annem, çocukluğumdan bu yana sanki yarım asır geçmiş gibi, o artık çok uzakta…

Büyümek, seni anlamakmış meğer… Büyüdükçe anlıyorum seni, çocukluğumdan kalanları unuturken. Meğer ne çok kirli, paslı yanları varmış hayatın…

Güzelleştirebilmek bizim elimizdeymiş meğer… Canım Annem, bugün yorgun bir o kadar huzurluyum… Uymak zorunda olduğum hayatın, birinci maddesindeyim, ben artık mutluluğum! Sarıl bana Annem, üşümek zorunda kalmayayım, şefkatli kollarından adeta bir pınar aksın yüreğime…

Ben hep sımsıcak kalayım…
türkiyemin kadinlari
HaberlerTÜRKİYE’MİN KADINLARI

Fedakâr, cefakârdır ülkemizde çok kadın,
Canım Türkiye’mizin kadınları bambaşka.
Cennet ile söylenir senin mübarek adın,
Canım Türkiye’mizin kadınları bambaşka.
*
Cenneti sermiş Mevla’m ayağının altına,
Nasıl ulaşılır ki senin yüksek katına,
Konuk olmak pek hoştur; cömert, temiz çatına,
Canım Türkiye’mizin kadınları bambaşka.
*
Güzellerin içinden onlar hemen seçilir,
Kınalı ellerinden zehir olsa içilir,
Evlerinin önünden saygı ile geçilir,
Canım Türkiye’mizin kadınları bambaşka.
*
Yavrusuna kanat gerer, yuvasında kartaldır,
Bakışları anlamlı, yanakları al aldır,
Huyları yumuşaktır, tatlı sözleri baldır.
Canım Türkiye’mizin kadınları bambaşka.
*
Ülkemiz yemyeşildir, görenler hayran kalır,
Havası, suyu güzel; hastalar şifa bulur,
Mis kokan kadınımız, rengini gülden alır,
Canım Türkiye’mizin kadınları bambaşka.
*
Sevgiyle dolup taşar, altındır yürekleri,
Sözünün arkasında, hepsi sözünün eri,
Güller açar yerlerde, bir damla aksa teri,
Canım Türkiye’mizin kadınları bambaşka.
*
Harika güzellikte yarışırsınız ayla,
Dünya Kadın Gününü kutlayalım halayla,
Kalplere yollandı ok, gümüşten parlak yayla,
Canım Türkiye’mizin kadınları bambaşka.

ADANALI HARİKA ŞAİR HARİKA UFUK
ADANA, 26 ŞUBAT 2010, 22.45
zengil temel
Zengin Temel

--------------------------------------------------------------------------------

Bizim Temel ile Cemal bir gün lüks bir otelin lobisinde harika bir hatun görürler. Temel der ki,
- Ula Cemal, gidip bir bakayim, bu kadindan is çikar mi?

Temel yaklasir kadina, sorar:
- Benimle bi yemek,yemek ister misiniz?
- Bahse girerim su kapidaki Mercedes sizin degil.
- Degildir!
- Söyle iyi durumda bir banka hesabiniz da yoktur sanirim.
- Yoktur..
- Karadeniz kiyilarinda söyle iki katli bir çiftlik eviniz de yoktur herhalde.
- Yoktur..
- Hadi o zaman çek arabani!

Temel boynu bükük döner Cemal'in yanina:
- Ula Cemal, benim Limuzini sana versem Mersedesini bana verir misin ?
- Veririm Temel'im ...
- Bi telefon etsem kendi bankamda bana hesap açarlar mi ?
- Açarlar Temel'im'...
- Tamam o da kolay da, herhalde bizim peder üçüncü kati yikmama izin vermez

vatan topragi
HaberlerVatan topragi

--------------------------------------------------------------------------------

temel acemi birliğinde sakin bir şekilde komutanının yanına gider
komitanum yemeklerimizden taş cikayu der
komutan
siz buraya yemek yemek içinmi yoksa vatani görevinizi yapmak içinmi geldiniz
der
temel buna dayanamaz
burayada vatan toprağını yemeye gelmedik heralde

dursunun ilac siparisi
HaberlerDursun'un ilac siparisi

--------------------------------------------------------------------------------

Temel dis ülkede yasamakata ve yakinda izin icin Türkiye'ye gelecektir. Arkadasi Dursun andan ilac siparisi verir. Ilacin ismi zor oldugu icin Teker teker sehirleri kodlar:

"Artvin'in A'si, Trabzon'un T'si, Sinop'un S ve Izmir'in I'si" Temel hepsini teker teker yazar.
Bir saat sonra Temel Dursun'u geri ara:
"A usagum. Izmir'in hangi I'si bastakimi yoksa sondakimi
ISTEN KOVULDUNUZ NE YAPMALISINIZ
Haberlerİşten Kovuldunuz Ne Yapmalısınız?

Hiç kovuldunuz mu? İşe alınmak gibi kovulmakta doğal ama zor
bir süreçtir. Bu kötü zamanı yenmenin taktikleri neler?


‘Git kendine yeni bir iş bul’ cümlesi ile hiç karşılaştınız mı? Çekinmeyin, söyleyebilirsiniz. Çoğu insan uyum sağlayamadığı, kurallara karşı geldiği için işten atılabilir. Ama herkes yetersiz olduğu için işten atılmamaktadır, bazıları sembolik olarak bazıları ise çıkar uğruna işten atılmaktadır. Bazıları kurallara karşı durduğu ve risk aldığı için işten atılır. Bazen dalgalanmalar çok iyidir. Ama şirketlerde dalgalanmaların boyutu arttığı zaman birilerinin işten atılması gerekir. Herkes hayatının bir noktasında işten atılabilir işten kovulmak, işe alınmak gibi hayatımızın bir parçasıdır. Hatta işten atılmak bazen çok pozitif olabilir.

Uzaklaşın

Gitmeniz gerektiği zaman, arkanızı dönün ve gidin. Başka yollar denemeyin. Kız arkadaşınız sizden ayrıldıktan sonra, ona yalvarmanız fikrini değiştirmeyeceği gibi, işyerinde de bir şeyleri değiştirmek için artık çok geçtir. Ayağa kalkın ve oradan uzaklaşın.

Dürüst yüzleşme

İkinci yapmanız gereken, oturun ve bunun nedenini düşünün. Ne oldu, hata nerede, sizi savunmasız mı yakaladılar? Birçok işveren işten çıkarmadan önce çalışanına uyarılarda bulunur. Tabii bazı iş yerleri bu profesyonelliği göstermeyebilir. Size bir şey borçlu değiller, kendinizi mutsuz hissetmek yerine, hayatınızdaki yeni adımları ayarlamaya çalışın.

Durun, sakinleşin ve tadını çıkarın

İşten ayrılma kağıtlarını mı imzaladınız. Bu hayatınızın sonu değil. Önünüzde fırsatlar denizi var. Ama bu fırsatlar denizine dalmadan önce, biraz ara verin. Tatile çıkın, arkadaşlarınızla vakit geçirin, biraz uyuyun.

Araştırın

Dinlenirken, ufkunuzu genişletin. Eski işinizin sektöründe mi devam etmek istiyorsunuz, yoksa şuana kadar sahip olduğunuz deneyimleri yeni bir alanda mı değerlendirmek istiyorsunuz. Önünüzde kendi işinizi kurmak veya yeni bir yerde işe başalamak gibi birçok seçenek var. Ama kararınızı çabuk verin. Çünkü hızlı bir dünya ve her şey çok çabuk değişmekte.

Kendinizi gösterin

Yeni bir işe başlamadan önce özgeçmişinizi ve kendinizi yenileyin. Özgeçmişinize eklemeler yapın, gardırobunuzu ve saç şeklinizi yenileyin. Kovulduktan sonra seminerlere ve konferanslara katılın.

Kendinizi inceleyin

Bu adımları atarken kendinizi araştırın. Bir önceki işinizde neyi sevdiniz, nelerden nefret ettiniz. Kendi içinizde yaptığınız araştırmadan sonra bir oyun planı belirleyin.
Hep bir backup plan yapın

Yani bir işe başlasanız da, kendi işinizi kursanız da hep bir backup planı yapın. Tüm işverenler bunu yapar. Hayatınızda o veya bu şekilde güçlüsünüzdür. Bunu fark ettiğinizde geri kalan her şey önemsiz olacaktır.

İşyerinde önemli olan üretkenlik ve işin yapılmasıdır. Eğer şirket içinde kişisel çatışmalar varsa ateşli tartışmalardan kaçının. Hayatınızda tanımak istemeyeceğiniz tarzda insanlarla çalışmak zorunda kalacaksınız. Hiç bahane bulmayın ve diplomatik olun.

HAYATTAN NE ÖGRENDINIZ
Haberler Hayattan ne ögrendiniz?"

--------------------------------------------------------------------------------

Sonsuz bir karanlığın içinden doğdum. Işığı gördüm, korktum. Ağladım.
Zamanla ışıkta yaşamayı öğrendim. Karanlığı gördüm, korktum.
Gün geldi sonsuz karanlığa uğurladım sevdiklerimi. ..
Ağladım.
* * *
Yaşamayı öğrendim.
Doğumun, hayatın bitmeye başladığı an olduğunu; aradaki bölümün, ölümden çalınan zamanlar olduğunu
öğrendim.
* * *
Zamanı öğrendim.
Yarıştım onunla...
Zamanla yarışılmayacağını, zamanla barışılacağını, zamanla öğrendim...
* * *
İnsanı öğrendim.
Sonra insanların içinde iyiler ve kötüler olduğunu...
Sonra da her insanın içinde iyilik ve kötülük bulunduğunu öğrendim.
* * *
Sevmeyi öğrendim.
Sonra güvenmeyi...
Sonra da güvenin sevgiden daha kalıcı olduğunu, sevginin güvenin sağlam zemini üzerine kurulduğunu
öğrendim.
* * *
İnsan tenini öğrendim.
Sonra tenin altında bir ruh bulunduğunu.. .
Sonra da ruhun aslında tenin üstünde olduğunu öğrendim.
* * *
Evreni öğrendim.
Sonra evreni aydınlatmanın yollarını öğrendim.
Sonunda evreni aydınlatabilmek için önce çevreni aydınlatabilmek gerektiğini öğrendim.
* * *
Ekmeği öğrendim.
Sonra barış için ekmeğin bolca üretilmesi gerektiğini.. .
Sonra da ekmeği hakça üleşmenin, bolca üretmek kadar önemli olduğunu öğrendim.
* * *
Okumayı öğrendim.
Kendime yazıyı öğrettim sonra...
Ve bir süre sonra yazı, kendimi öğretti bana...
* * *
Gitmeyi öğrendim.
Sonra dayanamayıp dönmeyi...
Daha da sonra kendime rağmen gitmeyi...
* * *
Dünyaya tek başına meydan okumayı öğrendim genç yaşta...
Sonra kalabalıklarla birlikte yürümek gerektiği fikrine vardım.
Sonra da asıl yürüyüşün kalabalıklara karşı olması gerektiğine aydım.
* * *
Düşünmeyi öğrendim.
Sonra kalıplar içinde düşünmeyi öğrendim.
Sonra sağlıklı düşünmenin kalıpları yıkarak düşünmek olduğunu öğrendim.
* * *
Namusun önemini öğrendim evde...
Sonra yoksundan namus beklemenin namussuzluk olduğunu; gerçek namusun, günah elinin altındayken,
günaha el sürmemek olduğunu öğrendim.
* * *
Gerçeği öğrendim bir gün...
Ve gerçeğin acı olduğunu...
Sonra dozunda acının, yemeğe olduğu kadar hayata da lezzet kattığını öğrendim.
* * *
Her canlının ölümü tadacağını, ama sadece bazılarının hayatı tadacağını öğrendim.
Emine senlikoglunun bir anisi
HaberleremiNe senLikogLuNun unutamadigi bir aNisi..

--------------------------------------------------------------------------------

Soguk ve karli bir kis günü esimle beraber evden ciktik, acele bir yere yetismemiz lazimdi. Arabanin kontagini actik, ama araba calismadi.
Esim,"Sen arabayi itiver, bes on adim kadar götürürsek calisir." dedi.
Deneyelim..
Denedik.. Benim gübüm arabayi itmeye yetmedi. Defalarca denedik. Üstelik soguktan da iyice üsümeye baslamistik. Cok da gec kaliyorduk...
Mutlaka randevumuza yetismeliydik.
Etrafta hic kimse yok.
Ise gidenler olurdu, bazen biz de rastlardik onlara. Simdi nedense kimseler görünmüyordu.
Biz bunlari konusurken, yanimizdaki binanin ikinci katinda balkonda oturan gence gözüm takiliyor.
Genc en az yirmi bes yaslarinda var. Bize komsu. Eee, bu genc neden gelip bize yardim etmiyor. Önce herhalde bizim bir adama ihtiyacimiz oldugunu anlamadi, o halde sesimi daha cok yükseltmeliyim, diye düsündüm.
Kizim sana söylüyorum hesabi, Recep beye seslendim.
-Muhterem, birisini cagiralim da su arabayi itmemize yardim etsin.
Göz ucuylada genci süzüyorum. Acaba bir kimildama gösterecek mi?
Gencte en ufak bir hareket yok.
Insanligin bu duruma gelmis olmasi beni fazla üzüyor. Koskocaman delikanli, nasil olur da kapi komsusunun yardimina kosmaz? Ah kahrolasi güzen, yardimlasma ruhumuza da felc etti.
Dakikalar gectikce ben fazla sinirleniyorum:
-Yok canim insanlik ölmüs.
Güya gence isittiriyorum.
"Gencte utanma yok ki, isittirsen ne olacak." diyorum icimden.
Kan ter icinde kaldim.
Gec kaldigimdan cok, insanligin bu derece umursamaz oldugundan dolayi SIKINTI cekiyor, kahroluyorum.
Yaradilisim, bazi konulara sabir göstermemi engelliyor. Recep efendiye dedimki:
-Su gence iki kelime söylemek istiyorum, sakin sen müdahele etme. Yani, benim yaptigim kabaligi sen telafiye kalkisma, bu genc bunu hak ediyor.
O da cok sinirlenmis ki, cevap verdi:
-Bos ver muhterem! Adam aldirmiyor, zorlama.
Bos vermedim, kaslarimi catarak gence basimi kaldirip sordum:
-Kardes, görüyorsun ki yardima ihtiyacimiz var. Sence bir delikanli olarak bize yardimci olman gerekmiyormu? Utanmaz gec bu hali icin acaba ne diyecek, diye düsünüyor, onun verecek cevabini bekliyorum.
Mahcup bir tavirla cevap verdi:
-Cok üzgünüm abla. Yardim ederim, ama benim ayaklarim yok.
Ne kadar mahvoldugu mu, ne kadar utandigimi yazmama gerek var mi?
ÜLKEMIZDEN OTOMOBIL ILANI
HaberlerOtomobil ilanı kırdı geçirdi
22.12.2009 13:23


Konya'da Hüseyin Mehmet isimli bir araç sahibinin yayımladığı ilan Türkiye'nin en usta mizahçılarını bile gölgede bırakıyor.

"Sıfır (ölü) gibi!" başlığıyla yer alan ilanda, satıcının aracın özelliklerini anlattığı bilgiler okuyanları gülmekten kırıp geçiriyor. Netgazete'de yer alan haber Sanal alemin en çok başvurulan sitelerinden sahibinden.com'da yer alıyor.

"Çorum kaloriferini 1 yıl önce başka bir araca taktırdığımızdan dolayı şu anda kaloriferi yoktur. Fakat kışın yedek bir aküye bağlı olarak bir elektrikli battaniye iş görebilir" şeklinde komik açıklamaları ilanda yer alıyor.İlanda ayrıca "Ayrıca şöför mahalinin yanındaki kısımda ayak koyma yerinde yaklaşık 30 cm çapında bir delik vardır. Bu deliği örtmek için bir mukavva ve çuval kullandım. Yazın deliği açarak doğal klima olarak kullanmaktayım" gibi dürüst ifadelerde yer alıyor.İŞTE O İLAN

MODEL YILININ 83 YAZDIĞINA BAKMAYINAracım 1977 model olup 1300 motor hacmine sahip bir yer uçağıdır (Benim gözümde). Model yılının 83 yazdığına bakmayın 83'ten aşağısını bilgisayar kabul etmedi. Onun için öyle yazmak zorunda kaldık.KAPI KOLLARI ÇALIŞIR DURUMDA

ABS, KlİMA, AIRBAG, AÇILIR TAVAN, ALAŞIM JANT, NAVİGASYYON, YOL BİLGİSAYARI gibi özellikleri yoktur. Fakat, direksiyonu, sigara küllüğü, yaylı koltukları ve çakmaklığı vardır. Açılıp kapanabilen camları ve kapı kolları çalışır durumdadır.BİRKAÇ KÜFLÜ BÖLGEYE DE RASTLANILMIŞTIR

Komple orıjınal olan aracımda aranırsa birkaç yerde lokal boya çıkabilir. Hatta iyicene didik didik edilirse komple boyalı olduğu ortaya çıkabilir. Yüzeysel boyaların yanısıra bir kaç küflü bölgeye de rastlanılmıştır.ELİMİZE GEÇTİĞİMİZDE BEYAZDI

Aracın rengi aslen eflatundur. Fabrika çıkışı ise koyu yeşil ile cırtlak mor arası bir şeydir. Bu boyalar zaten o dönemki renoların orijinal boyalarıydı. Bizim elimize geçtiğinde beyazdı. Biz de daha sonra kanunlara uygun olsun diye ruhsattaki yazan renk olan eflatuna boyattık. Fakat renk seçeneğinde aradım bulamadım. Ona yakın bir renk olan Mor seçeneğinin işaretlemek zorunda kaldık.ELEKTRİKLİ BATTANİYE İŞ GÖREBİLİRÇorum kaloriferini 1 yıl önce başka bir araca taktırdığımızdan dolayı şu anda kaloriferi yoktur. Fakat kışın yedek bir aküye bağlı olarak bir elektrikli battaniye iş görebilir. Veya 2.5 litrelik bir kola şişesine sıcak su doldurarak belinize koyabilirsiniz. İmkanlar olmayınca parlak fikirler artıyor haliyle.FRENE BASARSANIZ FAR LAMBALARI ÇALIŞIYOR

Tüm bakımları yetkili serviste yapılmamış olup el yordamıyla eş-dost yardımıyla yapılmıştır. Aracın farları vardır. Fakat uzun ve kısa far diye bir şey olmadığı için geceleyin onunla uğraşmadan direk yola yoğunlaşabiliyorsunuz. Ayrıca farları kapalı konumdayken frene basarsanız fren lambalarının yanında farları da çalışmaktadır. Değişik bir özellik. Diğer arabalarda bulamazsınız.ÇAY KAŞIĞI İLE AÇILIYOR

Arabayı hiç kilitlemiyorum. Kimse de içine girmedi şimdiye kadar.Çünkü kilitlesem bile bir çaykaşığıyla açılıyor zaten. Bilenler bilir. Anahtar derdi yok. Kaput ve bağaj anahtarsız açılabiliyor. Bu özellik modelli arabaların çoğunda bile yok.PEDALIN ALTINDA 30 CM ÇAPINDA DELİK

Ayrıca şöför mahalinin yanındaki kısımda ayak koyma yerinde yaklaşık 30 cm çapında bir delik vardır. Bu deliği örtmek için bir mukavva ve çuval kullandım. Yazın deliği açarak doğal klima olarak kullanmaktayım. Yakıtı da etkilemediği için gayet ekonomik.DÜDÜK FALAN TAKTIRIYORLAR

Egzozu delindi. Baktım güzel ses çıkarıyor. Hiç ellemedim. Çalışınca havalı bir araba gibi ses çıkarıyor. Başkaları egzozdan ses çıkarmak için bir çok paralar harcıyor. Düdük falan taktırıyorlar. Ben bedavadan yapıyorum bunu.

79 MODEL RENAULT ALACAĞIMAracımdan gayet memnunum. Muhayyer bir araçtır. (O da ne demekse bir türlü çözemedim. Osmanlıca özlüğe bile baktım ama işin içinden çıkamadım.) Model yükselteceğimden dolayı satıyorum. Yoksa daha binerdim. 1979 model bir Renault 12 alacağım. bu modeller arası renaultlarla takas yapabilirim.



ÖGRENMENIN YASI YOKTUR
Haberler öğrenmenin yaşı

--------------------------------------------------------------------------------

YAŞ 5: Anne ve babamın birbirlerine bağırmalarının beni ne kadar korkuttuğunu öğrendim.
YAŞ 7: Meşrubat içerken gülersem içtiğimin burnumdan geleceğini öğrendim.
YAŞ 12: Bir şeyin değerini anlamanın en iyi yolunun bir süre ondan yoksun kalmak olduğunu öğrendim.
YAŞ 13: Annemle babamın el ele tutuşmalarının ve öpüşmelerinin beni daima mutlu ettiğini öğrendim.
YAŞ 15: Bazen hayvanların, kalbimi insanlardan daha fazla işittiğini öğrendim.
YAŞ 18: İlk gençlik yıllarımın keder, şaşkınlık, ıztırab ve aşktan ibaret olduğunu öğrendim.
YAŞ 24: Aşkın kalbimi kırabileceğini, ama buna değer olduğunu öğrendim.
YAŞ 33: Bir arkadaşı kaybetmenin en kestirme yolunun ona ödünç para vermek olduğunu öğrendim.
YAŞ 36: Önemli olanın başkalarının benim için ne düşündükleri değil, benim kendi hakkımda ne düşündüğüm olduğunu öğrendim.
YAŞ 38: Eşimin beni hâlâ sevdiğini, tabakta iki elma kaldığında küçüğünü almasından anlayabileceğimi öğrendim.
YAŞ 41: Bir insanın kendine olan güveninin, başarısını büyük oranda belirlediğini öğrendim.
YAŞ 44: Annemin beni görmekten her seferinde sonsuz mutluluk duyduğunu öğrendim.
YAŞ 46: Yalnızca minik bir kart göndererek bile birinin gönlünü aydınlatabileceğimi öğrendim.
YAŞ 49: Herhangi bir işi, yaptığımdan daha iyi yapmaya çalıştığımda, o işin yaratıcılığa dönüştüğünü öğrendim.
YAŞ 50: Sevgi, evde üretilmemişse, başka yerde öğrenmenin çok güç olabileceğini öğrendim.
YAŞ 53: İnsanların bana, izin verdiğim biçimde davrandıklarını öğrendim.
YAŞ 55: Küçük kararları aklımla, büyük kararları ise kalbimle almam gerektiğini öğrendim.
YAŞ 64: Mutluluğun parfüm gibi olduğunu, kendime bulaştırmadan başkalarına veremeyeceğimi öğrendim.
YAŞ 70: İyi kalpli ve sevecen olmanın, mükemmel olmaktan daha iyi olduğunu öğrendim.
YAŞ 82: Sancılar içinde kıvransam bile başkalarına baş ağrısı olmamam gerektiğini öğrendim.
YAŞ 90: Kiminle evleneceğin kararının hayatta verilen en önemli karar olduğunu öğrendim.
YAŞ 95: Öğrenmem gereken daha pek çok şeyler olduğunu öğrendim.


Dün sabaha karşı kendimle konuştum.
Ben hep kendime çıkan bir yokuştum.
Yokuşun başında bir düşman vardı
Onu vurmaya gittim, kendimle vuruştum.

Sayfa 3 - 14 < 1 2 3 4 5 6 > >>
Üye Girişi
Kullanıcı Adı

Şifre



Henüz ÜYE Olmadınız mı?
Buraya Tıklayarak Üye Olabilirsiniz.

Şifremi Unuttum?
Şifrenizi öğrenebilmek için Buraya Tıklayın.
Anket
türkiyede ki anayasa refarandumuna hangi oyu verirsiniz

evet

hayir

cekimser

Ankete katılabilmek için üye olmanız yada üye girişi yapmanız gerekmektedir.